14 Şubat 2011 Pazartesi

True Grit (2010)


Bir Coen Brothers filmi olan True Grit, başarılı bir yeniden çevrim. benim cok sevdiğim bir tarz değil western bu yüzden çok bayıla bayıla izlediğimi söyleyemicem, ama oyunculuklar olsun, o dönemi yansıtmadaki başarısı olsun gayet etkileyiciydi.

küçük Mattie
Bilmesem Matt Damon' ı hayatta tanıyamazdım.


Western sevenlerin cok seveceğini düşünüyorum. Jaff Bridges da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kucaklıyacak bence..

Kişisel Notum: 10/ 6

Sinebooty: http://sinebot.com/movie/6031/true-grit

Çüssy..

2 Şubat 2011 Çarşamba

The Kids Are All Right (2010)


Oscar adayı filmlerden The Kids Are All Right' ı da izlemiş bulunuyorum. Hiç bir şekilde bir Oscar filmi değil aslında, belki sadece içinde gay bir çift olduğu için dahil olabilmiştir bilemedim. Yönetmenliğini Lisa Cholodenko' nun yaptığı filmde Julianne Moore, Annette Bening ve Mark Ruffalo oynuyor. Annette Bening bana göre özellikle çok başarılı vala..

Gay çift Nic ve Jules
SIPOYLIR..

Lezbiyen bir çift olan Jules ve Nic aynı donörden sperm alarak iki çocuk sahibi olmuslardır. Çocuklar büyür, biri 18 biri 15 yaşına gelir ve biyolojik babalarını merak ederler. 18 yaşındaki Joni, sperm bankasının aracılığıyla babalarına ulaşır ve onunla tanışırlar. 

Joni ve Laser
Biyolojik babanın ortaya çıkmasıyla kurdukları güvenilir aile ortamı sarsılan çiftimiz ve çocukları zor bir sınavdan geçerler..

Aslında straight bir çift, sperm bankasıyla sahip olunan çocuklar ve ortaya çıkan biyolojik baba olsaydı çokta farklı olmayacakmıs film, yani o lezbiyen ilişkiye dair daha onların duygularını anlatan bir şey bekliyor insan ama gayet bilindik bir şey çıkıyor karşınıza.. Belki de anlatmak istedikleri budur aslında, ilişki nasıl olursa olsun aynı diye..

SIPOYLIR..

Ama evliliğin nasıl bi şey oldugunu, aile kavramının önemini anlatan, yer yer komik yer yer duygusal iyi bir film. Sevdim ben..

Şu ilüstrasyona da bayıldım..

Kişisel Notum: 10/ 7


Çüssy..

31 Ocak 2011 Pazartesi

The Fighter (2010)



Evet Oscar adaylarıyla devam ediyoruz!! Sıradaki filmimiz, yönetmenliğini David O. Russell' in yaptığı başrolünü Mark Wahlberg ve Christian Bale ' in üstlendiği The Fighter. The Fighter galiba Oscar' ın en güçlü adaylarından, akademi boksu seviyor zira..Zira mı??

80' lerin ortalarında geçen gerçek bir hikaye yine, ünlü boksör 'Irısh' Micky Ward' ın hayatını konu alan bir uyarlama senaryo var karşımızda..

Mark Wahlberg kaslarını sergilemek için gayet güzel bir ortam bulmuş kendine..
SPOİLER..

Micky hayatını boksörlük yaparak kazanmaktadır, yine eski bir boksör olan artık bir kokain bağımlısı haline dönüşen abisi Dickie antrenörlüğünü ve anneleri Alice de menajerliğini yapmaktadır. Ancak Micky, çıktığı her maçta başarısız olur, kariyeri sürekli kötüye gider. Bunun başlıca sebebi annesinin ve abisinin ona uygun olmayan maçlar ayarlaması ve abisinin sorumsuz davranışlarıdır. Kaybettiği bir maç sonrasında aldığı bir teklif hayatını değiştirmek için bir fırsattır.


Christian Bale harika bir performans sergiliyor..Adam 20 kilo vermiş yaa..
Bu sırada tanışıp aşık olduğu Charlene en büyük destekçisi olmuştur artık. Artık hayatına Charlene' le birlikte yeni bir yön vermek isteyen Micky' ye ailesi pek de müsade etmeyecektir..



SPOİLER..

Micky ve Charlene

Aile bazen destek yerine köstek olabiliyor. Micky' nin hikayesi buna gerçek bir örnek.. Ancak aile bağları hatta özellikle kardeşlik bağının ne kadar özel birşey olduğunu da gösteriyor bizlere.. Boks gibi duygusuz ve acımasız bir spor üzerine kurulu bir filmin içine bu duygular cok güzel yerleştirilmiş ve yine gerçek bir hikaye olması daha cok etkilenmenizi sağlıyor. Benim cok tarzım olmasa da sıkılmadan izlediğim güzel bir film oldu..

Kişisel Notum: 10/ 7

Sinebot: http://sinebot.com/movie/6145/the-fighter

Çüssy..

19 Ocak 2011 Çarşamba

King Arthur (2004)


Kral Arthur efsanesini hemen hemen hepimiz biliriz, çizgi filmlerde bile sıkça kullanılan bir konudur. En tanıdık görüntüsü; Arthur' un, kimsenin saplandığı yerden çıkaramadığı babasının kılıcını kolaylıkla cıkardığı görüntüdür. İşte film bu efsanenin Antoine Fuqua tarafından yorumlanmış hali. Filmde Clive Owen ve Keira Knightley döktürüyolar..Şovalyeleriyle birlikte Arthur' un ülkeyi kurtarma mücadelesi savaş filmi sevenler için birebir..



 











SPAYDIR..

Roma imparatoru tarafından Britanya' ya gönderilen Arthur' un tek amacı bir an önce ülkesine dönmektir. Tabi ki Britanya' da süre gelen savaş ve ağır şartlar bunu imkansız hale getirir. Ülkelerine dönmeden önce son bir görev için yola çıkan Arthur ve onun yuvarlak masa şovalyelerini bu çetin mücadele sırasında bir çok engel beklemektedir.


Bir zindandan kurtardıkları güzel Guinevere de onlara katılır, eski düşmanları ve yeni müttefikleri büyücü Merlin' le, Saxonlara karşı mücadeleye devam ederler. Ancak bu mücadele artık bir geri dönme mücadelesinden cok, ülkeyi ve Britanyalıları kurtarma mücadelesine döner.

Britanyalıların ülkeyi yönetecek birine ihtiyaçları vardır.

SPAYDIR..

Tabi ki aşk her daim..

 Tarihçilerin gerçekliğini sorguladığı bu efsanenin bana göre güzel bir yorumu olmuş. Ben izlerken sıkılmadım, gayet sürükleyici, gayet izlenesi bir film. Aşk var, savaş var, güzel adamlar var.. Daa ne olsun..
İzleyelim, izletelim..

Kişisel Notum: 10/ 7

Sinebot liynk: http://sinebot.com/movie/2352/king-arthur

Çüssy..


27 Aralık 2010 Pazartesi

Kalifornia (1993)


Brad Pitt♥' in bütün filmlerini izlemeye, kıyıda köşede kalmış ne varsa eskilerde falan bulmaya çalışıyorum. Kalifornia' yı da bu çabalarım esnasında izledim. Yönetmenliğini Dominic Sena' nın yaptığı, Brad Pitt♥' in yanı sıra Juliette Lewis, David Duchovny ve Michelle Forbes' in başrollerinde olduğu film bir seri katil ve yol hikayesi..




SIPAYLIR..
Seri cinayetler üzerine bir kitap yazan Brian yazma sıkıntısı çeker, sevgilisi de uzun zamandır uzaklara gitmek istemektedir ve bir California yolculuğuna çıkmaya karar verirler. Yolculuk boyunca seri cinayetlere mekan olmus yerleri tek tek gezecekler ve Carrie bu yerleri fotoğraflayacaktır. Masrafları paylaşmak için kendilerine yol arkadaşı ararlar. Astıkları ilana bir çift başvurur. Tam bir Amerikan serserisi Early ve onun saf sevgilisi Adele artık yol arkadaşları olmuşlardır. 
Bradcim yine taş yine taş ♥♥


















Ama Early tam bir psikopattır, zevk için, herhangi bir şeyi elde etmek için birini öldürebilen biridir ve yolculuk ilerledikçe çiftler birbirini daha iyi tanımaya başlarlar..
SIPAYLIR..






Brad Pitt♥ her filminde alıştığımız gibi içinde iyilik barındıran adamdan çok uzak, safi bir kötüyü oynuyor ama hakkını vermiş ne yalan söliim, helal koçuma..:) Juliette Lewis' in performansı favorim ama filmde.. Basit bir amerikan filmi olsada bu oyuncuları bu rollerde görmek için, güven duygunuzu bi ölçüp tartmak için ve tabi ki Brad Pitt♥' i görmek için izleyin derim..


Kişisel Notum: 10/ 7


Sinebot Link: http://sinebot.com/movie/3354/kalifornia

Çüssy..

The Beach (2000)


Leo' nun gençlik dönemlerini beğenir misiniz? Ben şimdiki halini tercih ederim şahsen, o çelimsiz, çocuk suratlı hallerinden iyidir. The Beach, Leonardo Di Caprio' nun Titanic' ten hemen sonra rol aldığı, Danny Boyle' un yönettiği bir film. Bir kitap uyarlaması..

SPOİLİŞ..

Backpacker olarak seyahate cıkan Richard, Tayland' da pis ve gürültülü bir otelde konaklar.. Bir gece bağıra çağıra duvarları tekmeleyen, etrafa küfürler eden yan oda komşusu Daffy ile tanışır, Daffy ona kimsenin bilmediği, çok gizli bir yerde bulunan bir adadan bahseder. Ertesi gün Daffy intihar eder, Richard' a bir harita bırakmıstır. Richard da otelde tanışıp hoşlandığı Fransız güzeli Françoise ve onun erkek arkadaşı Etienne' e birlikte bu adaya gitmeyi önerir. Üçüde macera peşinde olan gencolarımız yola koyulurlar..


Maceracı gencolar..

Yolculuk esnasında Richard, haritanın bir kopyasını tanıştığı iki gence bırakmayı da ihmal etmez. Zorlu bir yolculuktan sonra çok gizli adaya ulaşırlar. Burada kendi istekleriyle dış dünyadan kopmuş, çok gizli bir şekilde yaştılarını sürdüren bir grup onları beklemektedir. Bu grup sadece cok gerekli durumlarda medeniyete gitmektedir, yetiştirdikleri esrarı satarak ihtiyaçlarını alıp geri dönerler. Grup, adanın diğer kesiminde yaşayan esrar yetiştiricileriyle adaya bulundukları mevcuttan fazla kimse gelmeyeceği konusunda anlaşma yapmışlardır, bu yüzden harita büyük bir gizlilikle saklanmaktadır.

Haritayı Daffy' nin verdiğini öğrenince, Richard ve Fransız çifti aralarına gizlice kabul ederler. Kumsalda hayat harikadır, sadece günlük işleri işbirliği ile yaparlar ve geri kalan zamanda istediklerini yapmakta özgürdürler. Üstelik Françoise de Richard' dan hoşlanmaya başlamıştır ve Etienne' den ayrılıp onunla birlikte olmaya başlamıştır.


Françoise taş yalnız..;)
Hayat, kumsalda harika giderken gruptan birinin köpekbalığı saldırısına uğraması ve Richard' ın haritanın bir kopyasını bıraktığı iki gencin beraberlerinde başkalarıyla adaya gelmesiyle işler sarpa sarmaya başlar.

SPOİLİŞ..

Richard için hayat kabusa döner.
Ütopik hayat mümkün mü? Medeniyet bazı noktalarda mutlaka gerekli mi? İnsan kendi kendine yetebilir mi? Bu tarz soruları içeren, bunlara yanıt arayan bir film ama ben aldığım cevaplardan pek memnun kalmadım, sanki biraz üstün körü geçilmiş, sanki bişiler havada kalıyor, bilemedim..:S

Filmin çekildiği Phi Phi adasının görselliği harika, direk tatile ışınlanası geliyor insanın, izlenebilir ama tavsiye edilecek bir film değil bana göre..

Kişisel Notum: 10/ 5

Sinebotly: http://sinebot.com/movie/1502/the-beach

Çüssy..

21 Aralık 2010 Salı

Flash of Genius (2008)


Hiç böle hayatımızda önemli yer tutan ama çoğu zaman varlığını bile hissetmediğimiz şeylerin kim tarafından, nasıl icat edildiklerini merak ettiğiniz oldu mu? Mesela silecek... Evet Flash of Genius' da sileceğin hayatımıza nasıl girdiğini öğrenebilirsiniz. Gerçek bir hikaye olan film, bir üniversite hocasının hukuk ve ego mücadelesini anlatıyor.. Yönetmenliğini Mark Abraham' ın yaptığı filmde Greg Kinnear ve Gilmore Girls' den tanıdığımız Lauren Graham oynuyor.


Spospoiler..

Üniversite hocası Robert Kearns' ün mutlu bir evliliği ve altı çocuğu vardır. Belli aralıklarla kendi kendine çalışabilecek sileceği icat eder ve bu buluş sayesinde daha çok para kazanıp ailesinin daha iyi şartlarda yaşatabileceğini düşünür. Üstelik Ford icadıyla ilgilenmiştir ve onunla görüşmek ister.


Fikrini Ford' a sunan Kearns onlarla üretimi kendi yapma koşuluyla anlaşır ve hemen işe başlar. Ancak bir süre sonra Ford, ilk fasılalı sileceğe sahip arabayı piyasaya sürer. Kearns' ün fikrini düpedüz çalmışlardır. Bunu gururuna yediremeyen Kearns hakkını aramaya kararlıdır, uzun sürecek olan mücadelesi sırasında bir çok şeyden vazgeçmek zorunda kalacaktır. Ailesi ile birlikte çok zorlu ve çook uzun bir süreç onları beklemektedir.

Spospoiler..


Ford iyi kazık atmış vala..


Dr. Kearns savunmasını oğluyla birlikte yapıyor.



İnsan değer miydi diyo tabi filmi izlerken! Mutluluğunu ve ailesini gururu uğruna, hakkını aramak uğruna feda ediyor Dr. Kearns. Gerçek bir hikaye olması daha çok etkiliyor tabi ki, Ford' un adaletsiz davranışı karşısında verilen savaşı sanki biz veriyoruz. Çok sürükleyici bir film olmasa da izlenilebilir.

Kişisel Notum: 10/ 6


Çüssy..

6 Aralık 2010 Pazartesi

An Education (2009)


Eveeet bir otobüs filmiyle karşınızdayım, An Education' ı şehirlerarası yol alırken otobüste izleme fırsatı buldum. Bir çok filmin arasından en eli yüzü düzgün bu heralde diye seçip izlemeye başladım. Açıkcası cokta beğendiğimi söyleyemicem, vasat bi filmdi bana göre...
Sert baba Alfred Molina..
Senaryosunu High Fidelity' nin de yazarı Nick Hornby' in yazdığı, yönetmenliğini Lone Scherfig' in yaptığı film, 1960 ların İngilteresinde zeki ve çalışkan bir genç kızın aşkla tanışmasını anlatıyor.


 
SpOiLeR..

Ailesi tarafından iyi bir eğitim alması için sıkı bir disiplinle yetiştirilen Jenny bir gün kendisinden yaşça büyük David ile tanısır. Tüm karşı çıkmalara rağmen tutkulu bir ilişkiye başlarlar. Jenny' nin eğitimi uğruna fedakarlık yapıp arka planda bıraktığı bir çok isteği David' le birlikte gerçekleşir.

Bu ilişki uğruna eğitiminden, uğrunda çaba harcadığı bir sürü şeyden vazgeçen Jenny' yi kötü süprizler beklemektedir.

SpOiLeR..

 

Dediğim gibi bana vasat geldi film ama müzikleri olsun, Paris görüntüleri olsun iyiydi.. Üstelik 3 dalda Oscar adayı olması da ayrıca şaşırttı, tabi alamamış..
Baskıcı aile, öğretmenler, disiplin, aşkın heyecanı, isyan.. bunlar var filmde,iligilenenlere duyurulur.

Kişisel Notum: 10/ 5


Çüssy..

29 Kasım 2010 Pazartesi

Into the Wild (2007)


Bu film beni mahvetti,  o kadar söliyim. İzlemekte bence cok geç kaldığım ve buna cok pişman oldugum bir film Into The Wild. Sean Penn yönetmenliğindeki film imdb Top 250 de 146. sırada ve yerini fazlasıyla hakediyor.



Benim asla, katiyetle yapamıyacağım bişeyi yaparak, sevdiklerini ve alıştığı rahat hayatı geride bırakarak bir maceraya çıkıyor Christopher McCandless, bu yolculuk sırasında bir çok insanla tanışıyor, onlarla sıcak ilişkiler kuruyor, doğayla savaş veriyor, kendi iç yolculuğuna çıkıyor..


Kristen Stewart' ı bu filmde sevdim.


SPOİLEERR..

Üniversiteden yeni mezun olan Chris ailesindeki sorunların da etkisiyle ama bana göre en cok okuduğu kitapların gazına gelerek bütün parasını yakıp, kendine de Alexander Supertrump adını takarak bir yolculuğa çıkar. Bütün hayatından vazgeçmiştir. Bir süre sonra amacı, Alaska' da vahşi doğada tek başına yaşamaya dönüşür. Bu amaca ulaşıncaya dek bir çok kişiyle tanışır hem Alex onlarda hem de onlar Alex' in hayatında iz bırakırlar. Sonunda amacına ulaşıp Alaska' ya gider, orada ormanın derinliklerinde bulduğu terk edilmiş bir otobüste yaşamaya başlar. Magic Bus' da doğayı ve kendini keşfeder.

Ron ile ilişkisi iç sızlatıyor.

SPOİLEERR..


Başından sonuna kadar umut dolu devam eden film çarpıcı sonuyla insanı tamamen afallatıyor söliyim. Gerçek bir hayat hikayesini anlatması ayrıca koyuyor insana. Çok çok çok beğendim, çok etkilendim, tavsiye ediyorum. Müzikleri ayrıca güzel, tavsiye tavsiye..


Bu da gerçek Christopher McCandless..
Kişisel Notum: 10/ 10

Sinebot Linkeee: http://sinebot.com/movie/88/into-the-wild

Çüssy..

26 Kasım 2010 Cuma

Big Fish (2003)


Klasik bir Tim Burton filmi Big Fish! Fantastik bir dünyaya sokuyor izleyiciyi, gerçekle masal arasında gidip geliyosunuz. Bir baba ve oğlun hayat boyu süren çekişmesini anlatıyo temelde ama öle bi anlatıyo ki cadı mı ararsın dev mi her şey var...


Big SPOİLER

Hayatındaki bütün olayları efsanevi hikayeler şeklinde anlatan babasından sıkılan hatta artık utanan Will uzun zamandır görüşmediği babasını hasta yatağında ziyaret eder. Babası kanserdir ve son anlarında annesi baba- oğulu barıştırmak ister. Tüm hayatı boyunca hikayeler dinleyen Will, babasından artık gerçek hayat hikayesini anlatmasını ister ancak her zaman efsanelere tutunarak yaşayan baba, bunları sürdürmekte ısrarlıdır. Zaten yaşamına anlam veren güzellikte buradadır.

Big SPOİLER


Helena Bonham Carter, Ewan McGregor, Albert Finney gibi isimlerin yer aldığı film tavsiyem olur. Hayal gücünün doruklarında dolaşıp, aslında içinde hüzün barındıran bir hayat hikayesine tanık olacaksınız. Birlikte izlediğim S. ve Minik pek beğenmediler ama ben sevdim..

Her zaman ucube rollerinde Helena ( hey gidi Marla Singer)


Kişisel Notum:10/ 8

Sinebot Link: http://sinebot.com/movie/103/big-fish

Çüssy..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...