31 Ocak 2011 Pazartesi

The Fighter (2010)



Evet Oscar adaylarıyla devam ediyoruz!! Sıradaki filmimiz, yönetmenliğini David O. Russell' in yaptığı başrolünü Mark Wahlberg ve Christian Bale ' in üstlendiği The Fighter. The Fighter galiba Oscar' ın en güçlü adaylarından, akademi boksu seviyor zira..Zira mı??

80' lerin ortalarında geçen gerçek bir hikaye yine, ünlü boksör 'Irısh' Micky Ward' ın hayatını konu alan bir uyarlama senaryo var karşımızda..

Mark Wahlberg kaslarını sergilemek için gayet güzel bir ortam bulmuş kendine..
SPOİLER..

Micky hayatını boksörlük yaparak kazanmaktadır, yine eski bir boksör olan artık bir kokain bağımlısı haline dönüşen abisi Dickie antrenörlüğünü ve anneleri Alice de menajerliğini yapmaktadır. Ancak Micky, çıktığı her maçta başarısız olur, kariyeri sürekli kötüye gider. Bunun başlıca sebebi annesinin ve abisinin ona uygun olmayan maçlar ayarlaması ve abisinin sorumsuz davranışlarıdır. Kaybettiği bir maç sonrasında aldığı bir teklif hayatını değiştirmek için bir fırsattır.


Christian Bale harika bir performans sergiliyor..Adam 20 kilo vermiş yaa..
Bu sırada tanışıp aşık olduğu Charlene en büyük destekçisi olmuştur artık. Artık hayatına Charlene' le birlikte yeni bir yön vermek isteyen Micky' ye ailesi pek de müsade etmeyecektir..



SPOİLER..

Micky ve Charlene

Aile bazen destek yerine köstek olabiliyor. Micky' nin hikayesi buna gerçek bir örnek.. Ancak aile bağları hatta özellikle kardeşlik bağının ne kadar özel birşey olduğunu da gösteriyor bizlere.. Boks gibi duygusuz ve acımasız bir spor üzerine kurulu bir filmin içine bu duygular cok güzel yerleştirilmiş ve yine gerçek bir hikaye olması daha cok etkilenmenizi sağlıyor. Benim cok tarzım olmasa da sıkılmadan izlediğim güzel bir film oldu..

Kişisel Notum: 10/ 7

Sinebot: http://sinebot.com/movie/6145/the-fighter

Çüssy..

30 Ocak 2011 Pazar

127 Hours (2010)


Gerçek bir hikayeden uyarlanan bir film daha!! Bu yıl 83. sü düzenlenecek Oscar ödül töreninde En İyi Film dahil olmak üzere 6 dalda Oscar adayı olan 127 Hours, Aron Ralston isimli bir macera tutkununun başına gelen talihsiz bir kazanın üzerine kurulmuş bir film.. Bir Danny Boyle filmi olan 127 Hours' un başrolünü hatta filmde olan tek rolü de diyebiliriz James Franco üstleniyor..Adam taş söliim bu arada..Taş alert..


SPAYDIR..

Hiç kimseye herhangi bir şey söylemeden bisikletle bir kanyon gezisine çıkan Aron, kendi başına doğanın keyfini çıkarmaktadır. Yolculuğu sırasında bir iki kişiyle karşılaşıp biraz vakit geçirse de yoluna kendi başına devam eder.


Belli bir noktadan sonra bisikletini bırakıp yürüyerek devam eden Aron' ın başına akıl almaz bir kaza gelir. Bir yarığı büyük bir heyecanla ve merakla incelerken bir kaya yuvarlanır ve Aron' ın elini sıkıştırır. Ne kadar uğraşsa da elini kurtaramaz ve zorlu bir hayat mücadelesi başlar..

SPAYDIR..

Biraz sıkıcı bulsam da başarılı bir film, diğer filmlerin hepsini henüz izleyemediğim için Oscar alıp almayacağı konusunda pek bi fikrim yok ama pek de şansı yok gibi.. Gerçek bir hikaye olması cok etkileyici bi kere Aron'un hayatının gözünün önünden geçmesiyle, insan bi sorguluyo benim başıma gelse napardım bu kadar dayabilirmiydim diye..

Macera seven bünyeler izlemeli, gerekli dersler çıkarılmalı, en azından Oscar adayı diye izlenebilir..

Gerçek Aron Ralston işte bu!!
Kişisel Notum: 10/ 7

Sinebot Link:http://sinebot.com/movie/4771/127-hours

Çüssy..

2 Aralık 2010 Perşembe

Coco Chanel & Igor Stravinsky (2009)


Modernizmin kendi alanlarında iki öncüsünün aşkının anlatıldığı Chris Greenhalgh' ın gerçek- kurgu romanından uyarlanan filmin Yönetmeni Jan Kounen. Moda severler Coco Chanel' i yakiiinen tanırlar, kendine özgü enteresan tarzıylada her zaman gönüllerde ayrı bir yeri olmuştur. Igor Stravinsky' da kendi alanında yeniliklere imza atan bir Rus bestecidir, ben bu filmi izleyene kadar tanımıyodum kendisini ne yalan söliim.


SPOOOİLER..

Paris' te kendi hayalleri peşinde koşan Coco, Igor' un büyük sansasyon yaratan eseri Rite of Spring' i dinler ve hayran kalır. Yıllar sonra Coco cok zengindir, Igor ise eşi ve dört çocuguyla Paris' e sürülmüştür. Hayran kaldığı besteciye yardım etmek isteyen Coco onu ve ailesini evine alır ve onunla istedikleri kadar yaşabileceklerini söyler.

Ancak bir süre sonra ikisi arasında aşk başlar, tabi Igor' un en büyük yardımcısı olan karısı bunun farkına varır. İşte burda büyük aşk Coco ve Igor' un mu, Igor' un karısının mı bence tartışılır..

SPOOOİLER..

Bence bütün fedakarlığı Igor' un karısı yapıyor.
Büyük bir aşkı anlatan film dekoruyla, müzikleriyle, stiliyle çok güzel. Igor ve Coco arasındaki tutkulu aşk etkileyici ama ben bu aldatma konularına falan hassasım accık.. yine de aşka saygı falan filan..
Coco' nun evi cok başarılıydı, kendi evi değilse gerçekten cok cok başarılı yapmışlar..
Bir de ünlüü Chanel No:5 parfümün doğuş hikayesi var filmde, o da enteresanmış..


Kişisel Notum: 10/ 7


Çüssy..

29 Kasım 2010 Pazartesi

Into the Wild (2007)


Bu film beni mahvetti,  o kadar söliyim. İzlemekte bence cok geç kaldığım ve buna cok pişman oldugum bir film Into The Wild. Sean Penn yönetmenliğindeki film imdb Top 250 de 146. sırada ve yerini fazlasıyla hakediyor.



Benim asla, katiyetle yapamıyacağım bişeyi yaparak, sevdiklerini ve alıştığı rahat hayatı geride bırakarak bir maceraya çıkıyor Christopher McCandless, bu yolculuk sırasında bir çok insanla tanışıyor, onlarla sıcak ilişkiler kuruyor, doğayla savaş veriyor, kendi iç yolculuğuna çıkıyor..


Kristen Stewart' ı bu filmde sevdim.


SPOİLEERR..

Üniversiteden yeni mezun olan Chris ailesindeki sorunların da etkisiyle ama bana göre en cok okuduğu kitapların gazına gelerek bütün parasını yakıp, kendine de Alexander Supertrump adını takarak bir yolculuğa çıkar. Bütün hayatından vazgeçmiştir. Bir süre sonra amacı, Alaska' da vahşi doğada tek başına yaşamaya dönüşür. Bu amaca ulaşıncaya dek bir çok kişiyle tanışır hem Alex onlarda hem de onlar Alex' in hayatında iz bırakırlar. Sonunda amacına ulaşıp Alaska' ya gider, orada ormanın derinliklerinde bulduğu terk edilmiş bir otobüste yaşamaya başlar. Magic Bus' da doğayı ve kendini keşfeder.

Ron ile ilişkisi iç sızlatıyor.

SPOİLEERR..


Başından sonuna kadar umut dolu devam eden film çarpıcı sonuyla insanı tamamen afallatıyor söliyim. Gerçek bir hayat hikayesini anlatması ayrıca koyuyor insana. Çok çok çok beğendim, çok etkilendim, tavsiye ediyorum. Müzikleri ayrıca güzel, tavsiye tavsiye..


Bu da gerçek Christopher McCandless..
Kişisel Notum: 10/ 10

Sinebot Linkeee: http://sinebot.com/movie/88/into-the-wild

Çüssy..

7 Kasım 2010 Pazar

Marie Antoinette (2006)


Dün Minik' le Marie Antoinette' i izledik. Filmin sonunda şöle bi düşündük elde kalan ne var bu filmden die, ee hiç bişi yok! Sofia Coppola' nın yazdığı ve yönettiği bir görsel şölen diyebiliriz sadece.. Kıyafetler muhteşem, tek kelime edilmez onlara çarpılırız vala.. Ama işte bişi eksikti filmde..

16. Loui ve Marie Antoinette 

Sadece 14 yasındayken ülkelerin barış anlaşmalarını perçinlemek amacıyla Avusturyalı Marie ile Fransız veliaht prensi 16. Loui evlendirilir. Böyle küçük bir yaşta üstüne büyük sorumluluklar yüklenen ve tamamen farklı bir çevrede yaşamaya başlayan Marie' nin kraliçeliğe kadar uzanan, hatta ölüme giden hikayesinde zevk, sefa, acı, hasret, aşk gibi birçok şey onu bekler.

Kirsten Dunst rol için biçilmiş kaftan olmuş bence, cuk! Sofia Coppola' nın farklı tarzı hissedilio, bazen renk renk ayakkabıların içinde eski mavi bir conversle, bazen 18. yy Fransasındaki bir partide çalan rock müzikle..

Film en iyi kostüm dalında Oscar aldı hatırlatalım, kıyafetler yıkılıo yani.. Bir de biz o kostümler içindeki çocuklara bayıldık..


En iyisi bu sefer daha çok resim koyayım, bu filme yakışır.. Film iyi değil ama görsellik harika derim ben..


Marie' nin conversleri..




Kişisel Notum: 10/ 7


Marie' cim sefa pezevenginin bayrak tutanı tabi.!!

Çüssy..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...