19 Ocak 2011 Çarşamba

King Arthur (2004)


Kral Arthur efsanesini hemen hemen hepimiz biliriz, çizgi filmlerde bile sıkça kullanılan bir konudur. En tanıdık görüntüsü; Arthur' un, kimsenin saplandığı yerden çıkaramadığı babasının kılıcını kolaylıkla cıkardığı görüntüdür. İşte film bu efsanenin Antoine Fuqua tarafından yorumlanmış hali. Filmde Clive Owen ve Keira Knightley döktürüyolar..Şovalyeleriyle birlikte Arthur' un ülkeyi kurtarma mücadelesi savaş filmi sevenler için birebir..



 











SPAYDIR..

Roma imparatoru tarafından Britanya' ya gönderilen Arthur' un tek amacı bir an önce ülkesine dönmektir. Tabi ki Britanya' da süre gelen savaş ve ağır şartlar bunu imkansız hale getirir. Ülkelerine dönmeden önce son bir görev için yola çıkan Arthur ve onun yuvarlak masa şovalyelerini bu çetin mücadele sırasında bir çok engel beklemektedir.


Bir zindandan kurtardıkları güzel Guinevere de onlara katılır, eski düşmanları ve yeni müttefikleri büyücü Merlin' le, Saxonlara karşı mücadeleye devam ederler. Ancak bu mücadele artık bir geri dönme mücadelesinden cok, ülkeyi ve Britanyalıları kurtarma mücadelesine döner.

Britanyalıların ülkeyi yönetecek birine ihtiyaçları vardır.

SPAYDIR..

Tabi ki aşk her daim..

 Tarihçilerin gerçekliğini sorguladığı bu efsanenin bana göre güzel bir yorumu olmuş. Ben izlerken sıkılmadım, gayet sürükleyici, gayet izlenesi bir film. Aşk var, savaş var, güzel adamlar var.. Daa ne olsun..
İzleyelim, izletelim..

Kişisel Notum: 10/ 7

Sinebot liynk: http://sinebot.com/movie/2352/king-arthur

Çüssy..


12 Aralık 2010 Pazar

WALL.E (2008)



Pixar' a bayılmayan yoktur heralde, adamlar harika zaten.. WALL.E ' de de neredeyse sıfıra yakın diyalogla nasıl film yapılır göstermiş babalar. Andrew Stanton yönetmenliğindeki bu şahane animasyon, hayran kalacağınız bir aşk hikayesi.. İmdb Top 250 de 47. sırada artık siz düşünün, bir animasyonun bu  kadar sevilmesi kolay bişi değil.


sPoilEr..

İnsanlar, Dünya' nın yaşanmayacak bir hale gelmesiyle büyük gemilerle uzayda yaşamaya başlarlar. Dünya' daki çöpleri temizlemesi için bıraktıkları robotlardan biri olan WALL.E de 700 yıl boyunca görevini sürdürmeye devam etmiştir. Bu süre içinde duygusal yönleri de gelişmiştir WALL.E' nin. Tabi insanlarda Dünya' ya ara ara robotlar gönderip yaşam için uygun ortam var mı diye kontrol etmektedirler. Bu gönderdikleri robotlardan biri olan Eva' yla karşılaşan WALL.E, ona aşık olur. Eva, Dünya' da bulduğu son yaşam kalıntısını alarak uzay gemisine geri döner ancak WALL.E onu bırakmaz peşinden uzaya gider.


Uzay gemisinde bir çok macera onları beklemektedir, üstelik insanlığı tekrar Dünya' ya döndürmek onların elindedir.

sPoilEr..


Tombul Kaptan ve Eva
Bu saf ve temiz aşk hikayesini, dünyanın en tatlı robotu WALL.E' yi, çevre duyarlılığımızı artırmazsak ileride bizi nelerin beklediğini görmek için bu film izlenmeli.. Çok eğleneceğiniz ve bitiminde mutlu olacağınız garanti..

Kişisel Notum: 10/ 8


Çüssy..

6 Aralık 2010 Pazartesi

An Education (2009)


Eveeet bir otobüs filmiyle karşınızdayım, An Education' ı şehirlerarası yol alırken otobüste izleme fırsatı buldum. Bir çok filmin arasından en eli yüzü düzgün bu heralde diye seçip izlemeye başladım. Açıkcası cokta beğendiğimi söyleyemicem, vasat bi filmdi bana göre...
Sert baba Alfred Molina..
Senaryosunu High Fidelity' nin de yazarı Nick Hornby' in yazdığı, yönetmenliğini Lone Scherfig' in yaptığı film, 1960 ların İngilteresinde zeki ve çalışkan bir genç kızın aşkla tanışmasını anlatıyor.


 
SpOiLeR..

Ailesi tarafından iyi bir eğitim alması için sıkı bir disiplinle yetiştirilen Jenny bir gün kendisinden yaşça büyük David ile tanısır. Tüm karşı çıkmalara rağmen tutkulu bir ilişkiye başlarlar. Jenny' nin eğitimi uğruna fedakarlık yapıp arka planda bıraktığı bir çok isteği David' le birlikte gerçekleşir.

Bu ilişki uğruna eğitiminden, uğrunda çaba harcadığı bir sürü şeyden vazgeçen Jenny' yi kötü süprizler beklemektedir.

SpOiLeR..

 

Dediğim gibi bana vasat geldi film ama müzikleri olsun, Paris görüntüleri olsun iyiydi.. Üstelik 3 dalda Oscar adayı olması da ayrıca şaşırttı, tabi alamamış..
Baskıcı aile, öğretmenler, disiplin, aşkın heyecanı, isyan.. bunlar var filmde,iligilenenlere duyurulur.

Kişisel Notum: 10/ 5


Çüssy..

4 Aralık 2010 Cumartesi

The Mexican (2001)


Julia Roberts' ı büyük çoğunluğumuz sever dimi, sonucta nam-ı diğer Pretty Women, e Brad Pitt♥' e de bayıldığımız malum. Bu ikilinin filmi The Mexican' ı da izlememek olmaz tabi.
Gore Verbinsky' nin yönettiği film biraz vasat aslında, biraz meksikalı biraz amerikalı, iki süper oyuncunun da oyunculuklarını iyi sergileyemedikleri bir film.


SPOİLER..

Bir trafik kazasında çarptığı adamın mafya cıkması sonucu Jerry onlarla çalışmaya mecbur kalır. En son iş olarak Mexika' daki çok özel el yapımı bir silahı alıp getirmesini isterler.. Bu sırada Jerry ve Sam' in ilişkisi çok da iyiye gitmemektedir. Birbirlerini çok sevmelerine rağmen devamlı kavga etmektedirler. Jerry Mexika' ya gitmeden büyük bir kavga ederler ve ayrılırlar.

Mecburen Mexika' ya gitmek zorunda kalan Jerry için silahı almak o kadar da kolay olmaz. Başı türlü türlü belaya girer. Diğer tarafta Sam Lag Vegas ' ta yeni bir hayata başlamak için yola çıkmıştır, ancak Jerry' nin peşindeki kiralık katil onu kaçırır ve silahı alıp birbirlerine kavuşuncaya kadar geçen eğlenceli, maceralı olaylar dizisi bizi bekler.

SPOİLER..


Julia' ya kısa kızıl sac cok yakışmış..

Sam' i kaçıran kiralık katili oynayan Sopranos' tan tanıdığımız James Gandolfini cok tatlı filmde. İlişki için yaptığı çözümlemeler harika. Julia' nın geveze halleri de eğlenceli.. Silahın hikayesini anlatan sahneler başarılı..
Bir de filmde geçen bi diyalog var şöyle bişi; Sam sorar " Eğer iki insan birbirini gerçekten seviyorsa ama anlaşamıyorlarsa ilişkileri ne zaman kopma noktasına gelir?" Jerry' nin cevabı "Asla!"..
Bu işte filmin ana fikri sorunlu bu; ilişkiler için motive edici bi film olabilir birazcık..:)
Ha bana göre " trafik kurallarına uyalım" da diğer bir ana fikri, ona da tikkat..

Hoş vakit geçirmek için izlenebilecek idare eder bi film..


Kişisel Notum: 10/ 6


Çüssy..

2 Aralık 2010 Perşembe

Coco Chanel & Igor Stravinsky (2009)


Modernizmin kendi alanlarında iki öncüsünün aşkının anlatıldığı Chris Greenhalgh' ın gerçek- kurgu romanından uyarlanan filmin Yönetmeni Jan Kounen. Moda severler Coco Chanel' i yakiiinen tanırlar, kendine özgü enteresan tarzıylada her zaman gönüllerde ayrı bir yeri olmuştur. Igor Stravinsky' da kendi alanında yeniliklere imza atan bir Rus bestecidir, ben bu filmi izleyene kadar tanımıyodum kendisini ne yalan söliim.


SPOOOİLER..

Paris' te kendi hayalleri peşinde koşan Coco, Igor' un büyük sansasyon yaratan eseri Rite of Spring' i dinler ve hayran kalır. Yıllar sonra Coco cok zengindir, Igor ise eşi ve dört çocuguyla Paris' e sürülmüştür. Hayran kaldığı besteciye yardım etmek isteyen Coco onu ve ailesini evine alır ve onunla istedikleri kadar yaşabileceklerini söyler.

Ancak bir süre sonra ikisi arasında aşk başlar, tabi Igor' un en büyük yardımcısı olan karısı bunun farkına varır. İşte burda büyük aşk Coco ve Igor' un mu, Igor' un karısının mı bence tartışılır..

SPOOOİLER..

Bence bütün fedakarlığı Igor' un karısı yapıyor.
Büyük bir aşkı anlatan film dekoruyla, müzikleriyle, stiliyle çok güzel. Igor ve Coco arasındaki tutkulu aşk etkileyici ama ben bu aldatma konularına falan hassasım accık.. yine de aşka saygı falan filan..
Coco' nun evi cok başarılıydı, kendi evi değilse gerçekten cok cok başarılı yapmışlar..
Bir de ünlüü Chanel No:5 parfümün doğuş hikayesi var filmde, o da enteresanmış..


Kişisel Notum: 10/ 7


Çüssy..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Abre Los Ojos (1997)

                                               

İspanyol sinemasının dahilerinden Alejandro Amenabar' ın 1997 yapımı müthiş filmi Abre Los Ojos size bir yerlerden tanıdık gelecek hiç şaşırmayın!!
Çünkü Hollywoodcuğum bu film için bi remake yapmış; Vanilla Sky (2001)!! Ondan da ayrı bi postta bahsederiz artık.

Ben Vanilla Sky' ı yıllar önce izlemiştim ama Abre Los Ojos' u bir kaç hafta önce izleme fırsatı buldum ve Vanilla Sky' ın bir remake olduğunu bilmiyordum. Filme başlamadan önce şöle bi konusunu okıyım derken, e dedim ben bunu biliyorum, hıh Vanilla Sky.. İzlerken repliklere kadar kadar aynı olduğu için biraz heyecanı kaçıyor ama kesinlikle İspanyol versiyonu Hollywood' a fark atar.

Amenabar' ın gözde oyuncusu Eduardo Noriega ve Penelope Cruz (canım Penelope, Vanilla Sky' da da aynı rölü oynuyor) filmin başrollerini kapmışlar ve kesinlikle dçok doğru tercihler olmuşlar bence..


Sofia- Penolope' cim taş ötesi çağlarında..

Cesar- Eduardo Noriega
SPOİLER

Yakışıklı, zengin ve de çapkın Cesar bir partide Sofia ile tanışır ve uslanmaz çapkınımız aşık olur. Son zamanlarda takıldığı Nuria ise Cesar' ın peşini bırakmaz. Artık başkasına aşık olduğunu ve peşini bırakmasını
söylemek için Cesar, Nuria' nın rabasına biner ancak buna dayanamayan Nuria arabayı  uçuruma sürer. Nuria ölür, Cesar ölmez ama yüzü tanınmayacak hale gelmiştir, yakışıklılığından eser kalmamıştır. Tüm dünyası alt üst olan Cesar için kabus günler başlar ama bir süre sonra her şey sihirli bir değnek değmişcesine yoluna girer.
Cehennem ve cennet arasında gidip gelen Cesar herşeye bir açıklama aramaya başlar.

SPOİLER BİT..



Nuria- Najwa Nimri

Müthiş kurgusu, iyi oyunculukları ve Penelope Cruz' un güzelliği için izlenilesi bir film.


Kişisel Notum: 10/ 8

24 Ekim 2010 Pazar

High Fidelity (2000)


Evvet, bugün de uzun zamandır izlemek istediğim High Fidelity' yi izledim. Açıkçası Nick Hornby' nin aynı isimli kitabını sevgilimden alıp okuduğumda çok beğenmiştim ancak belki de beklentilerimi yüksek tuttuğum için filmden aynı zevki alamadım. Ha kötü bi film miydi? Asla.. Güzeldi yani..:/

Filmin her anında pop-müzik var ama güzel müzik gerçekten güzel müzik!! Başrolümüz John Cusack' in canlandırdığı Rob, tam anlamıyla bir amerikan pop-müzik hayranıdır. Bütün hayatını Top 5 listeleri halinde yaşamaktadır; hayatımın Top 5 ayrılığı, hayatımın Top 5 hatası, hayatımın Top 5 mesleği gibi.. >^-^<

Hoptrozop SPOİLER geliyor;

Son sevgilisi Laura tarafından terk edilen Rob, geçmişteki ilişkilerini ve terk edilmesiyle yaşadığı hayal kırıklığını tutkunu olduğu pop-müzik çerçevesinde bizlere anlatmaya başlar. Sahibi olduğu plakçı dükkanı Championship Vinly' de iki sorunlu elemanıyla bu depresyonun üstesinden gelmeye çalışır, üstelik Laura' nın  başka biriyle ilişkisi başlamıştır bile.

Top 5 listesindeki ayrılıklarının kahramanlarıyla yüzleşir (ki bunlardan biri Catherine Zeta Jones), bir barda dinleyip tanıştığı soul şarkıcısıyla birlikte olur, dükkanında hırsızlık yaparken yakaladığı kaykaycı gençlere albüm yapamaya kalkışır..Bu olaylar esnasında yanında elemanları Barry (Jack Black bomba!!) ve Dick vardır.

Ancak bir anda şans kötü bir olay sayesinde Rob' a geri döner, Laura' nın babası ölmüştür ve bu şok sayesinde Rob' un hayatının erkeği olduğunu anlamıştır. Tekrar birlikte olurlar, hatta Rob evlenme bile teklif eder. Evet mutlu son...

SPOİLER BİTENZİ..


Müzikleri güzel, oyuncuları güzel, atmosferi güzel bir film.. Belki kitabı okumadan izleseydim daha çok beğenirdim. Kitap insanda devamlı Top 5 listesi yapma, içinde geçen bütün şarkıları indirip dinleme isteği uyandırıyo. Film kitaba göre biraz daha yüzeysel geçilmiş sanki..

Kişisel Notum: 10/7

Sinebot link:http://sinebot.com/movie/412/high-fidelity

Çüssy..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...